top of page

DARLANDUM

 


 

  Tamamdır, şimdi oldu diyorum. Hop bi bakıyorum darlanacak bir mevzu daha. Darlanmak kelimesini Karadeniz bölgesinde kullanırlar. Bunaldım, canım sıkıldı vs. değil de “darlandum” derler. Ne için darlanılır mesela? Bir şeyleri yapıp yapıp sonuna getirirsiniz ve bir bakarsınız… Hakettiğinizi bulmamışsınız. Hiç hak etmemişsiniz gibi izlersiniz sadece. İşte tam da bu yüzden hiç emek göstermeden başka mevzularla bir yerlere gelenlere sesleniyorum.

   Sizin de boğazınız düğüm düğüm olacak. Gün gelecek hakettiğinizi bulacaksınız. Başkalarına engel olsun diye önüne koyduğunuz taşlar sizin kafanıza düşecek haberiniz yok. Fakat siz bunları da anlamazsınız ki, hakettiğinizi zannedersiniz. Darlanacaksunuz.

   Kendimi hayallerim tarafından aldatılmış gibi hissediyorum. Yalnız bırakıp gitmiş hayallerim beni. Üstelik bu hayallerle konuştuğumda, bana bahanelerini tonlarca cümlelerle sunuyor. Hiç inanasım gelmiyor. Rönesansı olmamış bir ülkede büyüdüm ben, nasıl inanayım? Sevilen bir şarkıcımızın da dediği gibi “hatayı ben en başında yaptım”. Neden bahsediyorum merak ettiniz mi? Birçoğunuz mevzuyu bildiniz bile.

 

Kimseyi darlamaya niyetim yok, biliyorum ki darlanacak yeterince mevzunuz vardır hayatınız da. Sadece eşlik etmek istiyorum size. Sigaralar yakıldı mı? Kahveler ve çaylar fincanları doldurdu mu? En büyük hedefinizi düşünün ya da hatırlayın, hani sizi yenilmez kılacak olan o hedef var ya? Tam olarak ondan bahsediyorum. Her gece uyurken hayalini düşleyip “bir gün inşallah be” ya da “o gün bugün olsun” dediğiniz o hayalden bahsediyorum.  Her saniyenizi o hayaliniz gerçekleşsin umuduyla yaşadığınız ve her hareketinizi o hayalinizi gerçekleştirmek için hesapladığınız o hayal var ya tam olarak konumuz o hayalin bir anda başkalarının gerçekleri olmasıyla ilgili. Çok güzel bir yemek yapmışsınız da başka biri gelip “ben bunun daha iyisini yaptım, bakın” diyerek yanmış bir tencereyi göstermesi gibi. Sofrada ki herkesin yanmış yemeği övmesi gibi… Siz ve sofrada ki herkes çok iyi biliyor ki güzel olan sizin yemeğiniz fakat ödüller size değil yemek yapmayı bilmeyen birine veriliyor. Haksızlığa uğradığınızda ne yaparsınız? Arayışa mı girersiniz? Hakkınızı nasıl savunmanız gerektiğini bilseniz bile sizce onca savunmanızdan sonra hak ettiğinizi düşündüğünüz yerde siz mi olacaksınız?  Yoksa sadece bu durum için savaşmış biri mi olacaksınız?

Ya da başka bir şeylere mi başlamak gerek? Daha önce yarım bırakılmış işlere mi devam etmek gerek?

 Şahsen son sorumun verdiği güçle tekrar sizinleyim. Üstelik uzun bir aradan sonra. O zaman kendi reformlarımızı yazalım. Başkaları tarafından yazıldıkça bu haksızlık sirkülasyonu devam edecek gibi görünüyor. Hayallerimizi bırakmadan madde madde sıralayalım. 1. Madde her zaman “kendine güven yahu” olmalı diye düşünüyorum. Maddeler sıralandıkça yanına tikler atmaya başlayacağımıza da inanıyorum. Rönesansı yaşamak için yemeğimizin övülmesine gerek yok ki. Sadece biraz zaman alacak gibi görünüyor.

Yazılarımla ilgili dönüşlerinizi yapmak isterseniz ya da darlandukça yazmak isterseniz, elimde kahve fincanımla instagram: gadirisaadet  ya da gadirisaadet@gmail.com ‘ da bekliyor olacağım.

 

Saadet Gadiri Nişli

Comments


bottom of page